Temmuz 23, 2007

Ayaksız oluşun farkedilişi..




Kalk üstad beni sırtına alma vaktidir yine; bilirsin ayaklarımı kaybedeli çok oldu. Ne sen gitmek istemiyormusun ? Neden? Demek benden daha anlamlı bişeyler buldunkendine . Yok üstad üzülmedim sevindim aksine çok mutsuz bi hikayeye ortak olmaktansa gelmemek en iyisi. Nasıl mı gideceğim her zaman olması gerektiği gibi sürünerek. Hoşçakal.


House of Duarden

Kendine ve ışığa konuşma





Uzun zamandır yok üstad artık eskisi kadar gelmiyor konuşmaya, sanırım o vazgeçti...


Belkide kendim dönmeliyim, içimde kalan tek ışığa... Ne kadar zaman geçti acaba?! Etrafıma cepheçevre sardığım duvarların üstündeki çizgiler; zamanı takip edebilmek için ,koyu bir siyaha boyadı sanki onları... İlk çırpınışlardaki hızlı sürükleniş kendini sakin bir huzura bıraktı, ölüm kadar huzurlu anlara. Evet senden uzaklaşmak için yaptığım her çırpınış beni bu bataklığın dahada içine çekti, ne kadar çok çaba harcarsan o kadar çabuk kendini gömüyorsun bu bataklıkta ... Şimdi gecenin bu saatinde çırpınmayı kestim yine benden bişey kalmayacak sürecin sonunda biliyorum bu gömülmek ben kalmayana kadar devam edecek ama sakin bekleyiş sırsında gecenin içinde ışığı görüyorum.. Gece karanlık bir tek ışık.. Ayda bu bataklığı gören bir göz var mı acaba? ama hayır o kadar uzak ki ....


Sadece ışık.....


House of Duarden

Üstadla ara konuşma (Repeat)





Zehir zemberek kelimeler dolandı bugece üstad dilime. Ne zemberekle ne alakasımı var peki üstad bişey demiyorum. Ne kadar sahte artık gün batımı değilmi üstad ? eskiden bu kızıllık içimizde binlerce bardağı kırar, kan kırmızı şarap ruhumuza akardı... Ha evet daldan dala atlıyorum sen bana bakma üstad bende odaklanma sorunu var ne unutmak içinmi bir şeye odaklanmıyorum, yanılıyosun üstad odaklandığım anda içini görmekten bıktım da ondan sahip olmadıklarını satanlar, o olmadığı halde o olmak isteyenler yada akıllarındaki oyunlara kendini kaptıranlar inan tiksinti veriyor artık bunlar bana.... ne sende benden tiksiniyorsun hak verdim uzun zamandır bende tiksiniyorum ruhumdan aslında ama en azından ben bu konuda objektif davranıyorum ne olduğumu ve ne kadar kötü olduğumu biliyorum.. ya onlar kendilerini süslü ambalajlara saranlar yada olmadıgı gibi olanlar.... Neyse üstad en son resmi şatış rekorları kırmış ressamın o kırmızı rengi hiç bir sanatçı tutturamıyormuş geri kendi göremedi evet ama en azından senle ben gibi boşlukta konuşarak kaybolmadı üstad.. Neyse daha basit zamanlarım var artık üstad bunları düşünmemeliyim daha basit insanlar hayatıma giren ve çıkanlar umursanacak bi anı bile kapsamıyolar artık böylesi daha iyi.. onların varlığı bendeki basitliği anlaşılır hale getiriyor kendimdeki basitliği diyemi varlar? belkide?


Ha ayakkabılarım mı o 10 bin numara büyük gelenler ayakkabılığa kaldırdım çıplak ayakla yürüyorum artık.. Daha az gökyüzüne bakıyorum geceleri yada baktıgımda o sarı yıldızı aramıyorum onun varlığını bilmek yetiyor artık, seninle tanıştığımız anar kadarda içmiyorum artık sdece dostlarla alınan bikaç kadeh şaraptan başka ... ne ? evet hala hayyamla cihanın son gecesini düşünüyorum hala.. Ne hala aynı anlamımı arıyosun üstad bilmem insan sahip olmadığı olamayacağı anlamı nasıl bulabilirki ...



Burda bu konuşmanın ne anlamımı var üstad yukarda söyledik ama yetmediyse o okuduğun mısrayı hatırla..




Ağzımın kıyısında yara gibisin
Azıcık gülümsesem kan
Gülmesem koca bir hüzün....




Not: Alıntı Zafer Akkaşın ağzımın kıyısındaki yara gibisinden alınmıştır..



House of Duarden







Az hüzün.az kırgınlık, çok şarap her zaman iyidir....






Zaman gelip geçiyor, beynimin içinde yalnız senin adım seslerin yine uzun bir yolculuğun içindesin başka bir şey yok....
bu uzun yolculuğun başında her ayrıntısını görürdüm yüzünün , oradan hayallerine ve umutlarına yolculuk ederdim, kırgınlık ve umutsuzluklarını sana armağan ettiğim zaman ki şaşkın ifadene ve yıkımışlığınıda...
Ne kadar süre geçti 600 küsür gün mü, saat mi yıl mı, saniyelere düşman zamanlardan sonra ......
Beynimin içinde ayak seslerin o sesi yakalamak için ne kadar gezdim ve nereleri, anka kuşunun peşine düşüp sırrı aradım sonra 7,5  liralık bir sonu beceremedim de milyonluk kadehlerdeki kan kızılın da kendimi ve o sesi unutmaya çalıştım...
az hüzün, az kırgınlık ve çok şarabın her zaman ne kadar güzel olduğunu öğrendim ve yüzünün her ayrıntısı silinse de yüreğimi ısıtan o gülümsemeyi unutamayacagımıda ....

House of Duarden

Üstadla Konuşmalar (new part)




Bazen bakıyorum öyle hayatıma, yaşamın kendimi alıyor bir bir alıyor deger verdiğimiz şeyleri... Ne biz kendimiz mi satıyoruz onları bilmem belkide... Ruhumuzu ucuza satıp, hemen kurtulup kendimize yeni bir ruh mu arıyoruz? Acımasız konuşuyorsun üstad bugün yine benle.. Hem bilirsin ruhlar piyasasında tedavülden kalkalı çok oldu bu tip ruhların...


House of Duarden

Üstadla Son Konuşma...




Ne zaman yazmaya başladım ve ne zaman yırttım tüm sayfaları bunları bile hatirlamıyorum artık , yüzünü unutalı cok oldu üstad, tıpkı şimdi sen yokken sana yaptıgım konuşmalar gibi onada cok konuştum ne konuştugumu da unuttum!!? sanki yıllar geçti üstad ben bile hatırlamıyorum buraya nasıl geldiğimi sadece okuyodum ben yazmayı hiç ama hiç beceremezdim. yazdım sanki o okurmuş belki diye, sonra yazdım ben olmaktan çıkarım belki diye!? okuyomuş gibi yaptıgım oldu üstad; yeter artık yazma diyecegi anları bekledim . tabiki böyle bişey yazmadı üstad kesmezsen anlıyacaksın ama kesiyosun. ne oldugunu anlatmama ben bile izin vermedim ki üstad. resim mesim yok üstad bıraktım çoktan yazmayıda bıraktım, okumayıda ne mi yapıyorum ben nerden bileyim üstad ben senin hayal ürününüm yada sen benim yada ikimizde onun. sayfa seslerini duyuyor musun evet hikaye bitmek üzere ne neşelendin mi o nasıl bi duygu üstad ne zaman yaşamıştım ha parkta otururkenkini diyosun ha o günü hatırlıyorum ama kaç sayfa önceydi hatırlamıyorum üstad.?!



Biliyosun zaten yazarda bunun imkansız bir hikaye olsun diye yazmıştı yada öyle olabileceği konusunda seninle tartışmıştım. ne gene mi kendime acıyorum yeter be üstad bu kadar üstüme gelme. biliyosun çocukkende imkansızdı hayatım, çocukkende kırılgandı bütün düşlerim... bunların sebebi benmiyim üstad doğrusun üstad artık oynayamayacagım oyunları, o zamanda beceremezdim zaten. herkesin güldüğü günleri unutmadım ama neden diyede sorgulamadım üstad. belki yüzümde ben bu dünyada varolmaya başladığımdan beri komik bi işaret taşıyorum yada ne bileyim.... kaybedenlerin hikayesi herzaman komikmidir üstad haklısın galiba!!!!!?



Bu hikaye artık cok sıktı be üstad ben artık kazanacağım bir oyun istiyorum ne sendemi bunu görmek için sabırsızlanıyosun. hissediyorum üstad yazarda sabırsızlanıyo.... içimde bastırmadagım bir duygu var bu gece üstad ilk kez kendime acımıyorum ilk kez bu kadar rahatım ne boşver zl mi diyosun bi şey sorsam üstad zl ne demek!!? aman boşver üstad herşeyi bilebilmenin imkansızlıgını senle okumayı öğrenince öğrenmiştik evet o atinalı bilgeden!!! ne o kadar yaşlı ve tecrübe sahibi değilmiyiz?! olsun dogru olduguna o zaman da inanmıştık üstad bugün değişen sadece o var inandığımız diğerleri hala duruyo ona inat!!?


Ne ben bi tek ona mı deger veriyorum inandıgım herşeye ihanet içindeyim ha üstad; sen hala anlamamışsın üstad, o olmadan ne senin ne benim nede inançlarımın değeri yok. hatırlarmısın bilmem hani uzak yerlere gitme düşümden vazgeçtiğimi söylemiştim sana çok şaşırmıştın neden bunca zaman buna hazırlanmıştın demiştin evet işte o andan bahsediyorum. ne çok büyük hatamıydı ; aslında üstad o gün düşmüştüm onun uzağınada gidecek yerim kalmamıştı sen ve o yanınızda sanıyordunuz oysaki ben anlamıştım ama inanmamış gibi yapmıştım. o ne mi yapıyor bilmem uyuyordur belki hayaline başka biri demir atmıştır yada ne bileyim üstad o kadar uzun zaman olduki!!? elimdeki renkli bonibonlarımı soruyosun üstad boşver birayla iyi gidiyor bugün kendimi şımartayım dedim, ne hoşuna gitmedi mi üstad olsun biliyosun zaten seni pek dinlemem sen çok herşey olabilir havasındasın ben nasıl olur havasında.. ne biliyim ben bunun böyle olmasına karar verdim bugün. ne olamazmı sanadamı borçluyum olsun normalde bilirsin kimseye borç yapmam o kadar fazla değildir harcamam benim ben genelde yaşamımı harcarım sana borçlu kalacagım için inan sıkıldım ama ya sen ya ben noktasına sen getiriyosun üstad bak ne güzel konuşuyoruz şimdi karıştırma bunları...


Nerde kalmıştık üstad ha gitmenin nasıl bi boş çaba oldugunu nasılda uzakta olduğumdan bahsediyoduk o mevzu o kadar üstad. senin için değilmi ne ilk kez senden sakladığım birşeyemi rastladın olsun bu ilk ve sondu üstad zaten. bahardı ve agaçlar hüzünlenip çiçeklerini döktüğü bir zaman denk gelmişti. aslında hep güzü sevdim ben kuru yaprakların üstünde yürüyüp onların sesleriyle dertleşmeyi, ne ben zaten bu mevsim yüzünden mi bu haldeyim. yanılıyosun üstad ben sonbaharda doğmadım ama sonbaharda yaşadım tek; o sarı ufak kırılgan gözlerde ve kırılgan hayallerde.


Şişeleri bir bir tüketiyom mu evet son onlar kaldı zaten üstad biliyosun tüketecek , kayboldugum zaman ne mi yapıyodum üstad senden de ondanda uzaga kaçmak aklıma takılmıştı yanlış anlama fiziksel uzaklık yoksa ikinizdende uzağa gidemedim yanınıza hiçbi zaman gelemediğim gibi. bak çekirge!! gözlerimi kapatınca gördüm şimdi bunca zaman ve olanlardan yaptıklarımdan sonra büyük nimetmi ?evet öyle. ne haketmediğin bişeylere hep sahip olmak gibi mi?' buna karşı çıkacak gücüm yok üstad neyse.........



Bilmem bu saatten sonra neye yarar üstad evet üzgünüm evet yaptıklarıma ben bile inanamadım ama oldu ve artık güzde baharda gelmeyecek ömrümün kışındayım ve kış bitiyo üstad... seni yıllarca yanımda taşıdım üstad affet beni; belki gerçek bir ruhun biçok şeyi yaratmasına neden olabilirdin benle ise hep yıkımları gördün sana karşı mahçubum... ne önemli değilmi ,gözlerin bugulandı üstad bilirim neler yapabilecegini ama olmadı işte bazen yarış başlamadan kaybedilir kimi yarışlar ve kimi hayatlar.


Söz bitmeli derdin ya üstad işte o noktadayım üstad aslında binlerce şey söyleyebilirm ama ne işe yarar ki üstad daha önce ne işe yaradı ki?!! o şimdi uykusunda ve bende uykuya uzanacagım yanına üstad belki o uyanınca hafızasından silinirim , belki ben uyanmazsam bu gerçek olur.. o benim ömrümün tuzuydu üstad... ve hikaye bitti üstad yarım kalan bi şarkı gibi, benim gibi , tıpkı doğamamış bir cocuk gibi hoşcakal üstad:!!!!!!!!


House of Duarden


Üstadla Konuşmalar Vol.6




Bazen gitmektir yapilebilecek en iyi şey diyosun ha üstad.. anladım niye dediğini, üstelik hakta verdim bu sefer.. meğer ne kadar çok hata, ne kadar çok yanılgıda kalmışım.. gene büyük laflarmı ediyorum; bende ne gitcek ne terkedecek cesaret hiç olmadı mı üstad.. kimbilir? belki de... sen öyle bil üstad belki bu sefer kendimi aşarım ha ne dersin.. bugün galeriden geldiler son resmi tamamlamamı istediler ama kırmızı boyam kalmamış neyse üstad bu resim bitmeli demi... yarım kalmayan son eser olsun bu resim üstad beğenmeyenlere, sen birşeyler söylersin... ne deli deli mi konuşuyorum bugün yoo üstad hiç bu kadar aklı başında olmamıştım ben... umutlar tükenmez mi üstad ;boşvereyim resmi haaa. bak asıl sen delirdin üstad neyse boşver beni üstad seni emanet edecek biri lazım bize .... yada öylece buraya bırakayım seni kimsesiz,yalnız haline acıyan biri çıkar yada sohbetini arayan... hoşçakal üstad...


House Of Duarden

Üstadla Konuşmalar Vol.5





garip bi sıkıntı var içimde üstad!! sanki bişeyler saklanmış benden hep; yaşamımla ilgili, ne üstad benim hüsnü kuruntum mu umut etmek için mi yapıyorum bunları, yoo buna katılmam üstad ben biliyorum umutları geçen gün akşam çayında bitirdiğimizi. yalan mı söylüyorum ?! yo üstad kendime belki ama sana değil. ogün senle ne cok konuşmuştuk üstad, yaşamı değiştirebileceğine inanan bi çocuktum hani, evet işte bugünleri o zamanlarda kaybettim degil mi? ne o zaman bile onlar ağzımdaki kelimelerden başka bişey değilmiydi, cok üstüme geliyosun üstad, hadi en iyisi kırmızı içelim üstad resime gereken son renge içelim hemde kırmızıya...


House Of Duarden

Üstadla Konuşmalar Vol.4



Cennetide, cehennemide kendi içimde ben mi kuruyorum üstad?! yok üstad ben dipsiz kuyu yolculuğumu bitiremedim ki henüz, boyna düşüyorum, ilk zamanlar nasılda korkmuştum şimdi sadece düşüyorum üstad. bilmem üstad benim resmimede kırmızı yakısır aslında ve fiyakalı bir paket ;belkiyorum ama bu son bekleyiş üstad, yakında hissediyorum kuyunun sonu olmasada yolculugun vardır degil mi üstad?!!


House Of Duarden

Üstadla Konuşmalar Vol.3




Ne oluyor üstad?! niye sessizsiniz bugün, ne ben artık kurtarılacak kadar değerli değilmiyim, çok sevindim bunu zerdüşte demiyor mu zaten kimileri kendi zincirlerini çözemezde, yinede başkalarını kurtarmaya çalışırlar. ne zerdüşt için sağlam midemi lazım?! ama üstad ben önüme konan çekirgeyi nasıl yerim!!!!


House Of Duarden

Üstadla Konuşmalar Vol.2




Ne kafanımı ağrıttım üstad! işim gücüm yokmu?! vardı bi zaman satış işinde çalıştım, ruhunuda sat dediler, herkes destek çıktı çekirge bile; satamadım üstad. hiçbişe yaramadıgımı görünce mi gitmiştir çekirge; kim bilir üstad ama bende yeterince sebep sağladım gitmesine hem ne diycem; şeytanı gördün mü, ben vazgeçtim ona satıp düzeltme tuşu alcam. ama o bile yanaşmıyo, sanırım tüm piyasalarda hızla deger kaybediyo ruhum! ne tedavvülden mi kaldırıldı, artık bu modeller piyasadan kalktı ha üstad! elimizde mi kaldı bu şimdi; neyse, herneyse....


House Of Duarden

Üstadla Konuşmalar Vol.1







Karıncalar kayıp, çekirge gelmez, bide ressam abi vardı illa bu resme
kırmızı lazım deyip, boya bitince bileğinden almıştı kırmızıyı; üstad illa
kırmızı mı lazımdı be o resme bide kaktüs çicegini çebime koymuştum sıkıldım
veremedim cekirgeye demişti üstad, sonra cekirge arkasını dönünce yutmuştu onu.!



Bak ne geldi üstad akıma hani senin 5 kitabını alıp 3 günde bitirip senle sohbetler yaptıgımız cayyevi vardı ya, ogün arkadaşlar senin paranı veremedikleri için ikimizede kapıyı açmamış sonra senle bir kahveye oturup çay simit yemiştik, ne oldu o zaman senin yanında oturan çocuga; kaybettim ben onu ,belki oda kendi resmi için kırmızı arıyordur ne dersin yok mu onda o cesaret haklısın belki üstad kim bilebilir ki ?!!!


yukardan bakınca ne çok şey var demi üstad; bak sen olmasan bile yukardan bakınca görüyorum ben seni, o çocugu, cocugun çekirgesini ne olduda kaybetti üstad? ha ne dedin! o baştan mı kaybetmişti; dogrudur üstad bak bunu görememiştim ?!!!


House Of Duarden

Bekliyorum yüzümün yarısı sen

Bekliyorum yüzümün yarısı sen
Yaraya tuz, bana sen (II)






-------------------------------------------------------

Beklerken bir şarkı çarpıyor. Sendeliyorum durduğum yerde. Yıllar sonra avuçlarımı gökyüzüne mi çevirsem?

--------------------------------------------------------









Hep aynı... Hep bekliyorum.
Beklerken alnıma bir şarkı çarpıyor. Sendeliyorum durduğum yerde. Yıllar sonra avuçlarımı gökyüzüne mi çevirsem?
Ama çevirmem. Söz verdi elim, gökyüzüne yiten dostun ardından, ancak yumruk olur uzanırım sana diye.
Ama aynı el, yani sol elim, biraz kötü yazar ama dokunmasını bilir suyun kanatlarına.
Bekliyorum. Biraz farklı...
Şur'dan girip "ben de..." diyeceksin.
"Ben de..."
Ne kadar güzel bir söz. Mesela, "ben de sizinleyim, yürüyelim". Ya da, "ben de onlarlaydım, yaptım; savunuyorum..."
En önemlisi: "Ben de seni..."

Bekliyorum.
Beklemenin başı, gelmektir. Geldim ve bekliyorum.
Beklemenin sonu, gelmektir. Geleceksin ve bitecek ikimizin de acıları.
Biliyorum ki hiçbir şey sonsuz değildir.

Karanlıkta bir fısıltı:
Korkuyorum. Belki sen yoksun. Belki ben de yokum. Belki ortada bir biz yok


Engin Güneş

Saian - Ay Şarkısı

Saian - Ay Şarkısı