Nisan 13, 2008

Adını susuyorum, adını.. duyuyor musun?






Adını susuyorum, adını.. duyuyor musun?









adını duyuyorum durup dururken!
bir ses bana seni hatırlatıyor sürekli..

içimden bir ses;
gülmek için,
haykırmak için,
ağlamak için,
durup durup ne var ne yoksa anlatmak için,
paylaşmak için,
seni beklememi söylüyor! ! !

çok bekledim halbuki
çok biriktirdim...
hem gelsen gelirdin
gelmeyeceksin belli ki...

aslında seni unutmayan ben diilim vallahi! !
çok kovdum seni gecelerimden,
çok direndim oysa ki..

sen konuşuyorsun bir asır ötede
sesin kulağıma değiyor,
sen seviyorsun birilerini, öpüyorsun onları
benim ta burda tenim üşüyor,
sen susuyorsun,
yaprak bile kıpırdamıyor..
adını söylüyorlar dönüp bakıyorsun,
ben adını susuyorum, adını.. duyuyor musun?
susuyorum, kupkuru boğazım, dilim...
adını söylemeyi bile özlüyorum..
seni unutmayan ben değilim...
tüm kainat birlik olmuş bana seni getiriyor..
rüyalarıma önce
sonra yabancıların yüzlerine, seslerine...
bir ses bana
bekle de bekle diyor..
gelmeyeceksin biliyorum
ama adın içimde duruyor...


Melike Kaplan

Gri Saplantılar...





I

sayfasına tüneller açan
cümle:
çocukluğuma gönderdiğim
bir susuş dolusu akvaryum
ağlayışımın vitriniydi gözleriniz
sorarım size
hangi gülüş, tiyatromun sokağına çıkar

ütopyalar içinde gezinen
gece:
yürürken çatlıyor karanlık
en mahrem yerinden
dizimin dibinde
topaç çeviren ölüler
kim inecek ilk durakta

sesinizi yırtılan yerinden diktim yine
beyaz mürekkebine dokunmadan
karanfilin
çürümeden alfabe
bir dize çakacağım alnınıza
belki avuçlarınıza

bir yüz
hep eksik kalacak
fotoğraflarda


II

eskimiş temmuzların
kapı aralığında bekleyen sevgili,
dudaklarındaki mehtaba
yatırdı
kimsesizliğimi
kuyruksuz saniyelerle doldum
kumsaldaki saate
zaman:
yalnızlığın ipucu

kuşların
kanadını yoldular
mektupsuzum
buruştu kemiğim
acıdı akordeondan yapılma
denizim
ne zaman uzatsam elimi
bir uçurum büyüyor
sesimde
üşüyorum

kimseye anlatmadım
gecenin
içinde sıkıştığımı


III

kim koydu
kelebeklerin yalnızlığını
cebime

günbatımlarının doğduğu
ürpertide
kırmızı şarabı
paslandı ömrün
isimsiz bir aşk kayıp gittiğinde
anlarım
anıların kendine saklandığını
kendini sakladığını

gölgeye çöken sisi
kucaklarken
kaç karanlığı besler
kararışım

perdeyi örtmeden önce son kez
dilimin krampıyla
özür dilerim
dudağında unuttuğum için
öpüşümü


IV

durup dururken kapanmaz pencere

sana başladığım yerde
kendime bitiyorum
yakamoza koşarak yolunu bulan
ay ışığı
suyun kilitli hali
neyi unutmalıyım
seni hatırlamak için

ruhuna döktüğüm şiir
kanadı durdu
örtemedim göğün yarasını
yandı masallar
sensizlikten sıyırdığım bu toprak
bıçağın ışıltısına
saplanacak
-ateşböceği sanacağım

yokluğunu okşadıkça yitip gideceğim
sınırlarımdan
olmayışına esir bir özgürlüğe erişeceğim
ve silecek ozan
hüzne kabuk bağlayan
çıplaklığı

boşluğumun nakışlarında
kanatlanıp kanatlanıp
düşeceğim
ansızın

duvar yüzlü bir pencereden


V

gölgesine tırmanan mor aynaya
kapısız kapandım
aşka kapan/dım
sıçradı yalnızlığım
denizi aradım
mavilere bağladım uçurtmamı
-hadi inelim vapurdan

burkulmuş saksıdaki evren
trensiz bekleyişlerim
külün peronunda
düzyazı ağladım
şiir aktım

gömecek hiçbir şeyim
kalmadı
ayak izimden
başka

iz,
gelecekten gelen
geçmiş


İsmail Bora Özcan

Saian - Ay Şarkısı

Saian - Ay Şarkısı