Ağustos 24, 2007

Yitirilen....






YİTİRİLEN
olaki yürürüm bir bir başka aşka
yada yürürüm mavi olmayan bir buluta
unutmaki tek aşık olduğum sensin
aşık olduğum değil
karanlıkla süzülüyor içime yıkım
dur diyorum yıkılıyorum
uçurumları baş ucuma koyuyorum sonra
okşuyorum rüzgarda saçlarını
sıcak bir ılık koku siniyor yüreğime
gitme diyorum düşüyorum
sonra beni soruyor bana tanımıyorum diyorum
daha hiç karşılaşmadık
aynı çizgide bilge sus umu dinliyorum
ben sustukça
yazık, bir çığlığın doğuşu gibi ölüyorlar,önce bir bir, sonra hepsi
sonrabir uçurumlar kalıyor birde yıkımlar
verilen her şey borçmuş gibi alınıyor
önce bir bir,sonra hepsi
sonra bir ben kalıyorum birde yalnızlık
uçurumlar,yıkımlar,ben ve yalnızlık
zorlu bir savaşın cesetleri gibi yatıyoruz yan yana
öpüşüyoruz, sevişiyoruz da hatta...
her şeyin oyunun yasaklarına uygun bir günah oluyor sonra
tek umudumuzu göğe gelin ediyoruz
telli kanlı düğün işte
üşüyor saçların biliyorum dargınsın mısın ?
bu baharda mayısa bıraktığım gibi misin hala ?
vurulmuş cocuk gibi büyümemiş yüreğindeki hüzün
hala kaçıyormusun zamansız
gözlerini bırakarak birilerinden
hala ellerinden tutup sevgileri hala öyle savruk bir gök
hala öyle yerini yurdunu bulamaış bir mavi
dipsiz bir kuyuya salıyormusun ağlayarak
küçücük bir dokunuşla son sevilen ola biliyormusun ?
kendin kadar aklımdasın ve aşkın şaşırmış bir tanrı
çoğalan sızıyla mutlu bir yara
öylemisin sarı şaçlı yoldaşım hala öyle bıraktığım gibi misin
gerçeği yakmada hala ustamısın
yoksa çırakmı yanarken yalanda
saçlarıma dolanan aydınlığımsın
somutlaştıramadığım tek imgemsin
şiirde anlattıkça eksilen tek anlam
hala bıraktığım gibi misin
yoksa beni bıraktığın gibi mi
kaç mevsimsiz kar düştü benim toprağıma
kaç mevsimsiz kar düştü benim toprağıma
hala bıraktığım gibimisin......

Kıta Yalnızlığı










Sonra…
…Sonra buluta girdi yaşam
Sen çoktan yol almıştın hayatımızdan,
Ben
yalnız, ürkek
ve nükseden ergenlik sancılarımla evime dönüyordum…
Evvel zaman içinde
Uzanıp göğün üstünden koklarken saçlarını
Bilmiyorum; hangi iklimin çocukları incitti böyle gönlünü...
Öğrenemedim…

Şimdi,
Kime açılıyorsa kirpiklerin,
Onu yürekten yaşat,
Çünkü kaç takvim geçse de üstünden
Ben satır aralarında hala ölüyorum…


Gökçehan Daçe

İçine sakla beni…adımın baş harfinden...





Adımın baş harfinden yazdım dünya seni
İçine bir sır gibi saklandım
Açlıktan ölmeli ruh
Yâda aşktan
Kaderse, baştan terkettiğim sözleri yaşıyorum
.
.
Kimse kimseyi yeterince sevmedi
Kimse kimseyi yeterince terketmedi
Sırları yapışkan tenlerini okşadı biraz
Geçiştirildi itirafı bir hüznün
Damarları genişledi kızıl günlerin…
Sevişirken bile aklında o,
Söyle neden?
.
Kimse açlıktan ölmedi
Bir aşktan bir aşka geçerken
Karın tokluğuna doğduk yeniden
Adımı hatırlamadı içime düşen
Gecedendi
Geceden…
Saçlarında yorgun çiçek kokusu
Tomurcuğu ayazında kuruttu
Sen avundu san
Sabaha pişman kalktı güneş
Gülüşüde yalandı bu yüzden
Gözaltları mor düşlere uyanırken
Aşk dediği buydu, göze alındı
Ve giderken
Değişirdi bakışlar
Değişirken bak… Işıklar
Umrunda olmalıydı, öyle değil mi?
.
Söyle neden?
Bu kadar umutsuzmu, payıma düşen
Saçlarımı topluyorum uçlarında sen
Kırıkları kesiyorum basit nedenlerimden
.
Başharflerine sevdalarımın
Süzülmek istedim bir sardunyadan
Öpmek istedim dudaklarını
Tanımadığın bir yüzle
Gelmek istedim yeniden
Hızımı kesen sadece sen
Dünya döndükçe bir gün yeniden
Adının baş harfinden
İçine sakla beni…
Nedeni varken
Değişmeyen dünyam,
Nedeni yokken
Değişsende sen!


Derya Uludağ (Elzem) tarafınan toplum düşmanına eklenmiştir.

Saian - Ay Şarkısı

Saian - Ay Şarkısı