Ağustos 06, 2007

YARIM KİLO ÖLÜM




Yanağındaki derin bıçak izinden giriyorum yüreğine.
Kırpma gözlerini sevdiğim, kinim ulaşmaz semtine.
Hava kararmayagörsün, bir gecekondu gibi düşlerime temelleniyorsun.
Ben İsa’ydım, sen çarmıh. Sana gerildim, sana bağlandım.
Kollarına çivilendi ellerim.
Yaş olup gözümden kristal vazo misali yerlere düştün.
Gözümden düşmüştün gönlümden değil.
Beni okşayan ellerin çaresiz mültecinin sığındığı kentti.
Parmakların semtlerimdi. Semtlerim sıcak ve bağlayıcıydı.
VE sen cesurdun. Sen cesur VE atılgandın. Atılgan - kırılgan - himayeciydin sen.
Sen güleç VE sıcak VE içtendin. VE siperdin.
Acı sözlerin çiçeklerimi dökerdi. Arkasına düştüğümüz kurtarıcımız bir istasyonda sırtından kurşunlanırdı.
Saçlarından tutunurdum geleceğe .................................
..............................................................................
Gelecek gelmezdi .......................................................
..............................................................................
Sen de gelmezdin çok zaman.
Ellerimde güller kururdu. Aşkım kokardı kalabalık bulvarlarda.
Herkes bir yerlere giderdi orada. Ben sana gidemezdim. Gitmeler yalnız senin uşaklarındı. Beklemek boynumun veba’liydi.
Hep susardım sen ağlasan.
Sen ağlasan içimdeki vadi aşka yeşerirdi.
Hafif bir gülümsesen, yüzündeki yarım ay ekvatorum olurdu.
Altın bir küpeydim senin için VE beni taşımak için delmiştin kulak memelerini.
Meme dedim de aklıma böğürtlen geldi nereden geldiyse.
Böğürtleni ellerimi kullanmadan dalında yemek en büyük fantazimdi küçükken...
Sen yürürken güzelim, izlerinde uygarlıklar çökerdi.
Ve çıkıp gelmezdin.
Ve sen yürür giderdin.
Ve ben, ben olmak için beklerdim.
Ellerimde güller kururdu.
Kurtarıcımızı vuran katil sırtından vurulurdu...

(Aksak Kurbağa / Kasım 98)

Bülent Akyürek

Resimlerin Yanardı, Ellerim Üşürdü!

(bir tutan bulunmazdı, ağlardım...)







“Yüreğim üşürdü!..”
Elin paltona her gidişinde
Tüm – gitmeliyim artık- demelerinde,
Doğduğum bu yerlere bir ağırlık çöker
Hiç gitmezdi!
Bir şal bile uzatanım bulunmazdı
Yüreğimi örtmeye,

Senin umut yoksunu, umarsız tavırların
Canımı acıtırdı,
bitkin öksüzlük çökerdi omuzlarıma
Gitmek bilmezdi!
“canım üşürdü”
Bir yarabandı uzatanım bulunmazdı
Canımın yaralarını kapamaya,

“anılarım üşürdü”
tesellilerin avutmazdı, ölmek fikri koymazdı
bir daha sevememekten korkardım sadece
özleyememekten,
sen her sırtını dönüşünde bana
alnını sol avucunun içine her alışında
“resimlerin yanardı”
ellerim üşürdü
bir tutan bulunmazdı
ağlardım,

“yüreğim üşürdü”
tüm gemiler alıp başını giderken
kuşlar yuvalarına göç ederken
yuvamın olmadığını hatırlatan rutubetli düşünceler
büyütürdü beynim!
Ikiye bölerdi dünyamdaki herşeyi sensizliğim
Doğduğum bu yerlere bir ağırlık çöker
Gitmek bilmezdi…
Yüreğim üşürdü
Yüreğim donardı
Ben donarken doyardım gözyaşlarıma
Bir mendil uzatan bulunmazdı
Yüzümün nemini almaya,

Ilkbaharı defnettiğimiz yaz
Karınca yazını teslim ettiğim sonbaharlar
Geçer giderdi.
“ben üşürdüm”
“ben donardım”
“ellerim buz tutardı”
sen gelmek bilmezdin!
Bir dilim beyaz peynir,Bir bardak çay,
Taze bir simit çekerdi canım -Boğaza karşı
Burnumda tüterdi
Burnumda tüterdin
Gelmezdin!
Ben şu sıralar ardından kapanan kapılara kilitlendim
Herkes bir gitti,
…sen de gittin!…
Gelmek bilmedin!

Semra Bakan

Al Beni





Aç aranı; geldim…
Derin vadilerine tutunduğum ey!
İhtirasa meyil her yanı,
“Ayıp şeyler” çağının…

Sonra; derin nefes…
Bir bir döküldü;
Hazanda vurgun yapraklar gibi…
Çıplak, örgülü duvarlarım!

Al beni…
En mahrem yerine,
Gözlerinin yanından;
Kasık arana…
En ayıp yerine…

Ve üstüm başım,
Her yanım ıslak!
Yapraklarım dökük,
Dağlarım çıplak…

Orhan TURAN

Soyun Usulca…




Sus!
Soyun usulca…
Ruhumun askılığına bırak
Kuşandığın her şeyi
Gir içime,
Uzan içimde,
Kal öylece;
Sonsuza kadar…

Orhan TURAN

Saian - Ay Şarkısı

Saian - Ay Şarkısı