Mart 31, 2008

Welcome my hell..



İnançlar, insanlar ve dünya ortak bir düşteler. Herkes bir cehennem bekliyor sonrası için; kendi ya da birilerini atabilmek için kızgın çukura.

Büyük kelimelerle yaşadım, büyük intikamlar ve ihanetlerim oldu kendimce. Ama satmadım kimseye ve kimseyi atmadım cehenneme, kimseyi ucuzlatıp satmadım, sohbetlerde pazarlamadım. Kendi cehennem ateşimi kendim yaktım.

Oysa bakınınca etrafa ne kadar çok insan var; sehpaya tekme atmak için bekleyen, yüzdüğüm derimin altında ki göz kapakları olmayan gözümü, yaşamımda en çok bu görüntü rahatsız ediyor şimdi . Gizli gizli aralarında dua ediyor bu sürüde; şimdi cehenneminin en derini için bilet parası topluyorlar aralarında, nefret ve basitlikle biriktiriyorlar o cehennemin ateşini. Ki ruhum iyi dinle uzaktasın bilirim ama seni kendine biçtiğin ateş değildir, onlar ateşe tahammül edemezler. Bahçelerinde barbekü de yaktıkları et sanırlar gülüşmeler eşliğinde.

Hallaca gül atan dostunu hatırladın mı ruhum? Yok, olmadı kimse sana öyle! Şimdi ateşi ben yakacağım diye çıldırıyordur, sana değer verdiğini savunan herkes; satacak ve konuşacak bir şeyler olsun, yeter ki oyun devam etsin onlar için. Yeter ki satacakları şey, yer edinmek adına yakınlaştırsın kendi bir adımlık çukurlarına, kuyu değil nasıl olsa. Ve sen nasıl olsa inandığın için tanrıya gerek duymadan girdin kendi cehennemine.

Sen ufak ruhlu evet sen kendini eleştirmeyip sadece kelimeleri kullanan oyna oyununu…
House of Duarden , Beyin Kusmukları serisi part 2

Sussan diyorum.


Yoruldum. Beynimde bitmek bilmeyen “neden” sorularından, sussan diyorum kendime. Sussan ve otursan.

Ruhu nasırlaşmış der yazarın biri “piç” olsan. Yâda piç yapsan inançlarını, bildiklerini ve gördüklerini terk etsen, duymazdan geliyorum gecenin bu saatinde kendimi. Anlamsızca tuşlara dokunuyorum kendimden kaçabilmek için. Şu veya bu demek istemiyorum dışarıda kalan kimselere, aptallıklarına, acımasızlıklarına ya da şefkat sunan anlarına. Olduğu gibi bakmak istiyorum ama başaramıyorum, sanki sahneden her ayrılış seni konuşturdukları başka bir sahne evet bedenim ve ruhum yok orda. Ama ellerinde bir kukla, değme vantrilokların ağzından kendimi dinliyorum.

Sussan diyorum repliklerini bozacaksın kendinin ve onların. Şaraba uzanıyorum iki kadeh dolduruyorum anlamsızca. Şarabı ve içmeyi bırakmalıyım ağzımda ki bu tat yüzünden konuştuğumu düşünüyorum.

Sonra kendimi duyuyorum konuş ki seni göremesinler akıllarında sahip oldukları yerine, sana sahip olmasınlar.

İkinci kadehi umursamadan senin önüne koyuyorum ama içmeyeceğine emin olduğum için ve tadını asla bilemeyeceğin için.
House of Duarden (Beyin Kusmukları serisi part -1)

Saian - Ay Şarkısı

Saian - Ay Şarkısı