Saian - Ay Şarkısı
House of Duarden
Ağustos 31, 2020
Ağustos 07, 2020
Eylül 06, 2019
Ağustos 28, 2019
Mart 16, 2019
Eylül 25, 2018
Kasım 11, 2016
Temmuz 13, 2016
Aralık 08, 2013
Closed...
Closed...
8.12...
Artık ben de herkes gibiyim...
Ardında hıçkırıklarla ağlayan çocuğu,
Fırtınayla baş başa bırakıp,
Hayata dönüyorum...
Beni sevdiğini söyleyen herkes için,
Senin için....
Evet!...
Hayata dönüyorum...
Randevularla ve gerçekler(iniz)le yaşamaya...
Senin dediğin gibi her şey unutulur?...
Unut(malı)!...
Bir ben görüyorsam bu düşü, benden başka herkes yalan diyorsa, öyle olmalı içimi yakan, boğazımı düğümleyen o şey!...
Güçlü gözükeceğim artık... Herkes bunun böyle olması gerektiğini söylüyor... Hayatı ve sorumluluklarımı önemsemeliyim... Yaşamımda tek değer verdiğim şeyi unutmalıyım... Bundan sonra sadece sever gibi gözükmeliyim... Ve beni sever görünenlere değer vermeliyim...Görünene yani!...
Akşam; yarın için planlar ve gelecek için yapmam gereken yatırımları düşünmeliyim; üzerinde birlikte yürüdüğümüz kurumuş yaprakların sesi yerine.
Dokunduğumda öleceğim zannettiğim tenin yerine, başka tenlere alışmalıyım.
Oturup herkesin ortasında utanmadan ağlamamalıyım artık ; yüzüme değişmeyen anlamsız bir gülümseme bulmam lazım hemen...
Beni seven herkes bunu söylüyor ve sende bunu istiyorsun.
Evet!... Ben terk ettim seni... O tehditlerin hepsini ben sıraladım...
Acıdan çıldıran, sessiz yaşamayan yanım yaptı bunları...
Ne mazereti var, ne açıklaması...
Ve, sen bitirdin... Sorumluluklarımızı önemsemeyelim, ikimiz birbirimize uygun değiliz,
Diyerek...
Ve, sıraladın.... Yukarıda ki gerçekleri... Beni sevdiğini söyleyen diğer kişiler de.... ... Acıyla ne kadar kalınır ki diye!...
Çocuk mu?...
Ne olacak düşünme... Gün ışıltısı sorumlulukların var senin... Daha bir sürü şeyin....
Ben o çocuğa bunu iyilik olsun diye yapıyorum... O yüzden o çocuğa ait herşeyi bırakıyorum.. Kanayan şah damarımı emanet aldığım yere...
Bırakmalıyım ki!...
Ben bile zarar vermeyeyim artık onlara....
Onlar ki!...
Benim sevda sandığım şey değil miydi zaten...
Yazan : Duarden
Düzenleme : Ebruli
Aralık 08, 2012
Kutu...
Nefes almakta zorlanıyor ve kağıttan duvarlar üstüne geliyorsa! Ruhunu kapattığın o kutu, sana dar geliyordur artık...
Sessizlik, kendini duymak adına verilen zorunlu suskunluk.. Oysa ne kadar fazla yabancı ses var ve ne kadar fazla ışık...
Bir şehri ışıkları herşeyin başlanğıcı olabiliyor, parmakların arasında küçülüyorsa bir şehrin ışıkları kalkıp gitme vakti olduğunu anlıyorsun. Peki nereye ?
- Neden ortalığı dağıtıyor şimdi.
Usandı onunla olan konuşmalarımızdan , seslerden.
- Kim o?
O kendi dışında herşey olmaya çalışan biri.
- Duvarda ki yazılar..
Sohbetlerimiz sırasında yazmıştı ama devam edemedi. Kulaklarını kesti.
Hatırlamıyor muyum?! Elbette hatırlıyorum ve susuyorum... (********).(************)
House of Duarden
Aralık 10, 2011
eight to twelve

Sanırsın ki susunca geçer ve unutulur her şey...
Susuyorum... Çölde uzun bir yolculukta suya nasıl susanırsa...
Susuyorum... Çünkü ne desem, sende açtığım yaraları kapatamayacak...Susuyorum... Sessizliğimde duyuyorum tekrar tekrar güzel ama eksik hikayemizi... Sustum...
Arada bir köşebaşı yada kaldırımda hayaletlerimize rastlıyorum sessizce izliyorum onları. Tüm bunları esrik bir tebessümle yapıyorum. Susuyorum ki adını sayıklayıp sana haksızlık yapmayayım.
House of Duarden
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
Balans ve manevra ; bahsetmek istediğim film , karakterler yada konusu değil açılışta siyah ekranda beliren bir şiir sadece: Blaise Cendrars...
-
dağılır tadın sebeplenir çile gözlerinde gazap avuçlarında yaşam eğrinle vurursun zamanı gıyabında verilince hüküm daralır boynunu koyduğun ...

