
Bomboş bir yalnızlığın içine düştüm. 50. kattan düşen biri gibiydim, her katı geçtiğimde “buraya kadar sorun yok” diyordum. Anladım ki, nasıl düştüğün değil, yere nasıl çarptığın önemliymiş. Ben işte böyle bomboş bir yalnızlığın içine yüzüm parçalanarak düştüm. Nereden geldim, nasıl atladım anlamadım. Kafamı kaldırıp baktığımda üstüme gelen başka yalnızlıklar gördüm. Birinden kaçsam diğerine yakalandım.
Ben bu yalnızlığın içinde anladım ki, bazen eksile eksile büyüyormuş insan, her insan azaldığında hayatımdan, ben biraz daha büyüdüm. Büyüdükçe yalnızlığım arttı, yalnızlığım arttıkça büyüdüm. Bir isim kaldı aklımda ilk gençliğimden, çocukluğumdan. Hani bilgisayarların ekran korumasına bir isim yazarsın da dönüp durur ya, ismin öyle yazılmış beynime, dönüp duruyor her yerde. Parçalansa da yüzüm yalnızlıktan, adın gitmiyor aklımdan…
17.11.2005
CihanYavuz
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder